e
sv

İnfaz Koruma Memurluğu Mülakatı Soru Cevaplar 2012

144 Okunma — 11 Mart 2012 08:04
avatar

Editör

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

İnfaz ve koruma memuru adaylarının boy ve kilo ölçümleri 05-06 Mart 2012 tarihlerinde yapıldı. İnfaz ve Koruma Memurluğu için sözlü mülakat sınavı ise 12-13-14 Mart 2012 tarihlerinde yapılacak.  İnfaz koruma memurluğu mülakatında çıkması muhtemel sorularla alakalı konu özetleri (infaz koruma memuru nedir, infaz koruma memurunun görevleri, cezaevleri güvenliği, infaz biçimleri, ceza infaz kurumu personeli eğitimleri, infaz hukuku, tutukluluk halleri, koşullu salıverme şartları) başlığa eklenmiştir. Sizlerde konu altından soru ve cevaplar gönderebilirsiniz.

İnfaz Koruma Memuru (Gardiyan) Nedir ?

Cezaevi ve ıslah evlerinde barındırılan suçluların ihtiyaçlarını karşılayan ve bunların ıslahını sağlayarak topluma yeniden kazandırılmasına yardım eden meslek elemanıdır. Eski adıyla gardiyan yeni adıyla infaz koruma memurudur.

İnfaz Koruma Memurunun Görevleri Nelerdir?

Cezaevine giren tutuklu ve hükümlülerin üzerini arar ve taşıdıkları kıymetli eşyayı emniyet altında bulundurur.

Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlüler hakkında bir takım kayıtları tutar.

Tutuklu ve hükümlüleri koğuşlarına götürerek koğuş kapılarını kilitler.

Koğuşları belirli periyotlarla kontrol eder, çalışan tutuklulara nezaret eder.

Kapı, pencere ve bahçe kapılarının iyi bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını ve kaçma girişimiyle ilgili herhangi bir çalışma olup olmadığını muayene ve tespit eder.

Tutuklu ve hükümlüleri yemek, banyo ihtiyaçlarını , revire çıkarma, görüşlere götürülüp getirme, mahkemeye hazırlama, tıraş, kantin ihtiyaçlarının temini, yöneticilerle görüştürülmesi işlemini yapar.

Günde en az 3 defa hükümlülerin ve tutukluların sayımını yapar.

Cezaevlerinde çıkabilecek olaylara anında müdahale ederek olayın büyümesini engeller ve sükunetin devamını sağlar.

Cezaevinde kısmi ve genel aramaları yaparak bulundurulması ve girmesi yasak olan maddelerin girişine engel olur.

Ağır ceza merkezi olmayan (kaza ceza evi) yerlerde katip, idari memurunun bulunmadığı ceza evlerinde sevk ve idareden bütün olarak sorumludur.

Cezaevinin temizliğinden sorumludur.

Cezaevi Müdürünün Görevleri Nelerdir?

a) Kurum personeli üzerinde mevzuatın öngördüğü şekilde gözetim ve denetim hakkını kullanmak,

b) Kurum personeline verilen yazılı veya sözlü emirlerin yerine getirilip getirilmediğini izlemek ve denetlemek,

c) Mevzuat ve yetkili mercilerce verilen emirler çerçevesinde kurumun genel idare ve işyurduna ait hesap işlerinin yürütülmesini ve denetimini yapmak,

d) Hükümlülerin iyileştirilmesi, bilgilerinin artırılması, atölye çalışmaları, kişisel uğraşlarının düzenlenmesi ve geliştirilmesinin sağlanması bakımından mevzuat hükümlerini uygulamak ve sağlık durumlarıyla yakından ilgilenmek,

e) Kamu kurum ve kuruluşları ile bakanlıklar tarafından istenilen istatistiki bilgi ve belgelerin hazırlanmasını sağlamak ve Cumhuriyet başsavcılığına sunmak,

f) Haftada en az bir defa olmak üzere gündüzleri, on beş günde en az bir defa olmak üzere de geceleri kurumun bütün faaliyetlerini tetkik ederek, işlerin mevzuat ve emirler çerçevesinde yürüyüp yürümediğini denetlemek ve aldığı sonuçları ve gördüğü eksiklikleri denetleme defterine kaydetmek ve takip etmek,

g) Kurum hizmetleriyle ilgili genel ihtiyaçları, öncelikleri, bir sonraki yılda yapılacak işleri belirlemek ve bu konularla ilgili tahmini gider verilerini hazırlayarak Bakanlığa sunmak,

h) Asayiş, güvenlik, sağlık ve benzeri konularda ortaya çıkan sorunlarla ilgili gecikmeksizin önlem almak, önlemlerin yetersiz kalması halinde, durumu derhal Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla Bakanlığa bildirmek,

ı) Mevzuatla verilen diğer görevleri yapmak.

a) Kurum personeli üzerinde mevzuatın öngördüğü şekilde gözetim ve denetim hakkını kullanmak,

b) Kurum personeline verilen yazılı veya sözlü emirlerin yerine getirilip getirilmediğini izlemek ve denetlemek,

c) Mevzuat ve yetkili mercilerce verilen emirler çerçevesinde kurumun genel idare ve işyurduna ait hesap işlerinin yürütülmesini ve denetimini yapmak,

d) Hükümlülerin iyileştirilmesi, bilgilerinin artırılması, atölye çalışmaları, kişisel uğraşlarının düzenlenmesi ve geliştirilmesinin sağlanması bakımından mevzuat hükümlerini uygulamak ve sağlık durumlarıyla yakından ilgilenmek,

e) Kamu kurum ve kuruluşları ile bakanlıklar tarafından istenilen istatistiki bilgi ve belgelerin hazırlanmasını sağlamak ve Cumhuriyet başsavcılığına sunmak,

f) Haftada en az bir defa olmak üzere gündüzleri, on beş günde en az bir defa olmak üzere de geceleri kurumun bütün faaliyetlerini tetkik ederek, işlerin mevzuat ve emirler çerçevesinde yürüyüp yürümediğini denetlemek ve aldığı sonuçları ve gördüğü eksiklikleri denetleme defterine kaydetmek ve takip etmek,

g) Kurum hizmetleriyle ilgili genel ihtiyaçları, öncelikleri, bir sonraki yılda yapılacak işleri belirlemek ve bu konularla ilgili tahmini gider verilerini hazırlayarak Bakanlığa sunmak,

h) Asayiş, güvenlik, sağlık ve benzeri konularda ortaya çıkan sorunlarla ilgili gecikmeksizin önlem almak, önlemlerin yetersiz kalması halinde, durumu derhal Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla Bakanlığa bildirmek,

ı) Mevzuatla verilen diğer görevleri yapmak.

İnfaz Koruma Memurları Çalışma Ortamı Ve Koşulları Nasıldır? 

İnfaz Koruma Memurları genelde kapalı, açık ve yarı açık ceza evlerinde, bunlara bağlı atölye ve açık alanlarda çalışırlar,Teknolojik gelişme bu mesleğin icrasını kolaylaştırmaktadır (kapalı devre TV sistemi gibi). Gardiyanlar; cezaevi üst yöneticileriyle, tutuklularla ve hükümlülerle, halktan kişilerle, meslektaşlarıyla, savcılarla, hakimlerle, avukatlarla, askerlerle, iletişim içindedir.Hükümlü ve tutuklular tarafından tehditler alabilir, fiili saldırıya uğrayabilirler. Görev bitiminde bir takım sorunlarla da karşılaşabilir. İsyanlarda rehin olma, yaralanma vb. olayları da olabilir.

İnfaz Koruma Memurları Hizmet İçi Eğitim Süreci:

İnfaz koruma memurluğu mesleğine  yeni başlayan meslek elemanının hükümlü ve tutuklularla olan ilişkilerinin daha sağlıklı olabilmesi için hizmet-içi eğitim uygulanır,Bu eğitimde; cezaevi yönetimiyle ilgili daha fazla bilgi almaları sağlanır, hükümlü ve tutuklularla daha sağlıklı,diyalog kurmaları için Türkçe’yi daha iyi kullanma yetenekleri geliştirilir. Cezaevi mevzuatı, hükümlü ve tutukluları ilgilendiren kanunlar hakkında bilgi verilir,Bu mesleğe girenlere zinde kalmaları için yakın dövüşme kuralları öğretilir. Cezaevine girmesi yasaklanan maddelerin tanıtılması için dersler verilir. (Esrar, morfin, kokain, eroin ve uyuşturucu haplar.) Meslek için önemli olan dersler; Psikoloji, Türkçe, İnfaz Hukuku, Cezaevi İdaresi, Genel Hukuk, Kriminoloji, Narkotik, Davranış Bilimleri, Ceza Mahkemeleri ,İlk Yardım ve Sağlık, Beden Eğitimi vb. dersler.

İnfaz Koruma Memurluğu Meslekte İlerleme:

Adalet Bakanlığına bağlı cezaevlerine İnfaz ve Koruma Memuru olarak giren devlet memuru görev içerisinde gösterdiği başarı durumuna göre yapılan sınavla İnfaz ve Koruma Baş Memurluğuna (baş gardiyan) yükselme imkanına sahiptir.

Yüksek okul mezunu olan İnfaz ve Koruma Memurları Adalet Bakanlığı’nın açtığı sınavlarda idare memurluğu sınavını kazanabilirlerse cezaevi 2. Müdür ve 1. Müdür kademelerine kadar yükselebilirler.

İnfaz Koruma Memuru’nun Kullandığı Araç-Gereç ve Donanımlar:

Bilgisayar,Hijyen Seti,Duyarlı Kapı,Kartuş ve Toner,El Dedektörü,Kırtasiye Malzemeleri,El Feneri,Temizlik Seti,Eldiven,Kaset,Faks,CD/DVD,Fotokopi Makinası,İlk Yardım Seti,Jop,Kalkan,Kamera sistemleri,Kapalı devre anons sistemi,Kask,Kaşe-mühür,Kayıt cihazları,Kelepçe,Koruma Elbisesi,Manyetik Kapı,Matbu defterler,Matbu formlar,Matbu tutanaklar,Monitörler,Parmak İzi Tarayıcısı (El Biyometrisi),Retina Tarayıcısı (Göz Biyometrisi),Tarayıcı,Telefon,Telsiz,Tepegöz,Tv-Radyo yayın sistemi,Üniforma,X-Ray cihazı,Yangın Söndürme Seti,Yazıcı

İnfaz Koruma Memuru İçin Gerekli Olan Bilgi Ve Beceriler:

Araç gereç ve ekipman bilgisi,Bilgisayar bilgisi,Çevre düzenleme bilgisi,Daktilo/ klavye kullanma bilgisi,Dinleme yeteneği,Ekip içinde çalışma yeteneği,Gözlem yeteneği,Hijyen bilgisi,İkna yeteneği,İletişim Yeteneği,İlk yardım bilgisi,İnsan psikolojisi bilgisi,İş yeri çalışma prosedürleri bilgisi,İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri bilgisi,Karar verme yeteneği,Kayıt tutma yeteneği,Liderlik yeteneği,Malzeme bilgisi,Mesleğe ilişkin yasal düzenlemeler bilgisi,Mesleki teknolojik gelişmelere ilişkin bilgi,Mesleki terim bilgisi,Organizasyon yeteneği,Öğrenme yeteneği,Öğretme yeteneği,Problem çözme yeteneği,Protokol bilgisi,Yakın Dövüş ve Savunma Bilgisi,Yazışma Kuralları Bilgisi

TÜRK İNFAZ TEŞKİLATI:

Kesinleşen mahkumiyet kararları, ilgili mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Buna göre cezanın infazı, Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir ve denetlenir.

Türk İnfaz teşkilatı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde merkez ve taşra teşkilâtı olarak örgütlenmiştir.

Merkez Teşkilâtı; Bakanlık, Genel Müdürlük ve alt birimlerinden oluşmaktadır.

Taşra Teşkilâtı; Cumhuriyet başsavcılıkları, personel eğitim merkezleri, ceza infaz kurumları ve tutukevleri ile denetimli serbestlik ve yardım merkezlerinden oluşmaktadır.

1-Cumhuriyet Başsavcılıkları: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanununun 5.maddesine göre mahkeme, kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya  ilişkin hükmü Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Bu hükme göre cezanın infazı Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir ve denetlenir. Mahkemelerce verilen ve kesinleşen cezalar Cumhuriyet başsavcılıklarınca infaz olunur. Ayrıca, CMK’nun 100’üncü maddesi gereğince tutuklanmasına karar verilen kişiler, Cumhuriyet başsavcılıklarının kuruma sevk emri olmadan ceza infaz kurumlarına kabul edilemezler. Bu durum tahliye kararlarının yerine getirilmesinde de söz konusudur.

Ayrıca Cumhuriyet başsavcıları, cezaevlerinde görev yapan bazı merkez ve taşra personelinin hem sicil amiri hem de disiplin amiridir. Bunun yanında adlî yargı adalet komisyonlarında üye olarak görev yapmakta ve taşra personeli olan infaz personelinin atama, görevde yükselme, görevden uzaklaştırılma, disiplin işlemleri, yargı çevresi içindeki nakilleri ve geçici görevlendirilmeleri gibi özlük işlemlerine bakmaktadır.

Bu görevlerine ilâveten ceza infaz kurumlarının diğer kuruluşlarla ilişkilerinde temsil yetkisi Cumhuriyet başsavcılıklarındadır. Ceza infaz kurumlarının yazışmaları Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yapılmaktadır.

Bu itibarla, Cumhuriyet savcıları yargısal görevleri ayrık olmak üzere infaz hizmetlerine ilişkin görevleri bakımından Genel Müdürlüğün taşra teşkilâtını oluşturmaktadır.

2- Personel Eğitim Merkezleri: Ceza infaz sisteminin taşra teşkilâtını oluşturan diğer bir birimdir. Ülkemizde ceza infaz kurumları ve tutukevleri personeli geçmişte yeterli görülmeyen bir hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim ile eğitilmekte iken 29.7.2002 tarihinde kabul edilen 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personel Eğitim Merkezleri Kanunu ile ceza infaz kurumları personelinin Türkiye’nin beş bölgesinde kurulacak olan eğitim merkezlerinde eğitimi öngörülmüştür.

Bu kurumlarda ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde görev yapacak olan personelden idare memurluğu öğrencileri ile infaz ve koruma memurluğu öğrencilerinin hizmet öncesi eğitimi ile bu kurumlarda görev yapan personelin aday memurluk, hizmet içi ve görevde yükselme eğitimleri yapılacaktır. Bu kurumlardan Ankara, İstanbul ve Erzurum Eğitim Merkezleri hizmete girmiş durumda olup, diğer ikisinin kuruluş çalışmaları devam etmektedir.

Bu merkezlerde hâkim veya savcı sınıfından olan bir müdür ve bir müdür yardımcısı ile yeteri kadar idarî personel ile öğretim görevlisi bulunmaktadır. Kanun gereğince söz konusu personel eğitim merkezleri Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne bağlıdır.

3- Ceza İnfaz Kurumları: Mahkemelerce usulüne uygun olarak yargılanan ve herhangi bir hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilen kişilerin barındırıldıkları ve eğitilerek yeniden topluma kazandırıldıkları kurumlardır. Bu kurumlarda hizmetler kurum içinde örgütlenmiş bulunan çeşitli kurullar, heyetler, komisyonlar ve servisler tarafından yerine getirilir. Bunlar, İdare Kurulu, Disiplin Kurulu, Yayın Seçici Kurul, Mektup Okuma Komisyonu, İhale Komisyonu, Muayene Kabul Heyetidir.

Personel Rejimi ve Eğitimi:

Ceza ve infaz kurumlarında görev yapan idarî personel, fakülte ve yüksekokul mezunu olup, Başbakanlık tarafından yapılan Devlet Memurluğu Sınavı ile mesleğe alınırlar. Personel genellikle psikolog, sosyolog, sosyal çalışmacı, öğretmen, iktisadî ve idarî bilimler ile hukuk fakültesi mezunları arasından seçilirler. Uygulamada çok çeşitli meslekten gelen müdürler bulunmaktadır. Müdürler dışardan atanmayıp idare memuru olarak kurum içerisinde yetiştirilirler.

İnfaz ve koruma personeli yukarıda bahsi geçen sınavı kazananlar arasından mahallî komisyonlarca atanırlar. En az lise mezunu olma şartı bulunup, yüksekokul mezunları tercih edilir. Personelin eğitimi hizmet öncesi, hizmet içi ve görevde yükselme kursları ile sağlanır. Kurslarda genel hukuk, ceza hukuku, infaz hukuku, yönetim hukuku, uluslararası cezaevi standartları, sosyal ilişkiler, sosyal hizmetler, psikoloji, kriminoloji, beden eğitimi ve insan hakları gibi dersler okutulur. Ayrıca ilgili konularda seminer ve konferanslar verilir.

Kurum personeline görevi içerisinde her an başvurabileceği bir de el kitapçığı verilir. Bu kitapçıkta personelin görev, yetki ve sorumlulukları açıklanır.

Kadın ve çocuk cezaevinde çalışan personele bu konuda özel eğitim verilmelidir.

Cezaevlerinin Güvenliği:

Kapalı ceza ve infaz kurumları ile tutukevlerinde iç güvenlik Adalet Bakanlığına bağlı infaz ve koruma personeli tarafından yerine getirilir.

Bu kurumlarda dış güvenlik ise İçişleri Bakanlığına bağlı Jandarma Teşkilâtı tarafından sağlanır. Tutuklu ve hükümlülerin her türlü nakil ve sevk işlemleri ile isyan ve firar olaylarına müdahale bu birim tarafından yerine getirilir.

Açık cezaevleri ile çocuk ıslahevlerinde iç ve dış güvenlik sadece infaz ve koruma personeli tarafından sağlanır.

Cezaevlerinin Denetimi

Ceza ve infaz kurumları Adalet Bakanlığına bağlı olan ve hâkimlik ve savcılık mesleğinden gelen müfettişler ile Genel Müdürlüğe bağlı kontrolörler tarafından her yıl denetlenir (Kontrolörler hâkim ve savcılar ile adlî işlemleri denetleyemezler).

Diğer yandan cezaevleri düzenli aralıklarla ve her iki ayda bir defadan az olmamak üzere sivil toplum üyelerinden oluşan izleme kurulları tarafından denetlenir.

Aynı zamanda, her ağır ceza merkezi ile asliye ceza mahkemesi bulunan ilçelerde tutuklu ve hükümlülerin cezaevi idaresi ve infaz rejimi hakkındaki şikâyetleri ile disiplin cezalarını inceleyen infaz hâkimlikleri bulunmaktadır.

Öte yandan, ceza ve infaz kurumları TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi ile Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite tarafından denetlenebilir.

Ayrıca Cumhuriyet başsavcıları da kurumları sık sık denetlemek zorundadırlar.

4- Denetimli serbestlik ve yardım merkezleri: Adlî kontrol altında tutulmasına karar verilen,  şartla tahliyesine karar verilen, cezası tecil edilen ya da hapis dışı bir ceza veya tedbire (kamu hizmetlerinde çalışma, zorunlu eğitim alma, zorunlu tedaviye tâbi tutulma, belirli meslek ve sanattan men edilme, ehliyet ve ruhsatın geri alınması, belirli yerlere gidememe vb. gibi)  mahkûm  edilen kişilerin cezalarının infaz edildiği ve bu hükümlülere psiko-sosyal hizmet ile olabilecek diğer desteğin sağlandığı, yargılanan kişiler hakkında sosyal araştırma raporlarının yazıldığı, tahliye sonrasında mahkûmlara iş ve kredi sağlandığı, ayrıca suç mağduruna yardım yapıldığı Cumhuriyet Başsavcılıklarına bağlı kurumlardır.

İnfazda temel ilke

(1) Eşitlik: Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

(2) İnsan hak ve onuruna saygı: Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.

      İnfazda temel amaç

      Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak; hükümlünün, yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek,  üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.

      İnfazın koşulu ve dayanağı

      İnfazın en önemli koşulu,  mahkumiyet kararının kesinleşmesidir. Suç işlendikten sonra yapılan soruşturma ve kovuşturma neticesinde mahkemece verilen mahkumiyet kararı, ya kanun yoluna başvurulmaksızın bu konuda yasada ön görülen sürenin dolmasıyla kesinleşir. Ya da kanun yoluna başvurulması neticesi ilgili kararın onanmasıyla kesinleşir. Mahkûmiyet hükümleri, bu şekilde  kesinleşmedikçe infaz olunamaz.

Bu bilgilerden hareketle infazın dayanağı, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı, diğer bir anlatımla mahkumiyet ilamıdır.

Türk infaz teşkilatı
Kesinleşen mahkumiyet kararları, ilgili mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Buna göre cezanın infazı, Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir ve denetlenir.

Türk İnfaz teşkilatı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde merkez ve taşra teşkilâtı olarak örgütlenmiştir.

            Merkez Teşkilâtı; Bakanlık, Genel Müdürlük ve alt birimlerinden oluşmaktadır.

            Taşra Teşkilâtı; Cumhuriyet başsavcılıkları, personel eğitim merkezleri, ceza infaz kurumları ve tutukevleri ile denetimli serbestlik ve yardım merkezlerinden oluşmaktadır.

İNFAZ HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI

            Suç:

            Suç, hukuk terminolojisine göre kendisine yaptırım olarak ceza konulmuş eylemdir. Başka bir tanıma göre kanun ile korunan kuralların bozulmasıdır.

Suçun dört genel unsuru bulunmaktadır:

1-Kanunilik unsuru: İşlenen fiilin kanundaki suç tanımına uygun olması, kanunun söz konusu eylemi doğrudan suç olarak tanımlamış olması gerekir.

2-Maddi unsur: Bir fiil bulunmalıdır.

3-Hukuka aykırılık unsuru: Fiil hukuk kurallarına aykırı olmalıdır.

4-Manevi Unsur: Fiil bilerek ve istenerek işlenmelidir.

Suçun maddi konusu; suçtan etkilenen insan veya şeydir.

Suçun hukuki konusu ise bir ceza normu ile korunan diğer bir anlatımla suçla ihlal edilen hak ve menfaattir.

            Ceza:

Hukuk terminolojisinde ceza; kanunlarla öngörülen, topluma ve bireye belli ölçüde zarar veren fiillerin karşılığı olarak suç failine ızdırap çektirmek amacıyla, bazı mahrumiyetlere tabi tutan, kazai bir kararla ve failin kusurluluğu ile orantılı ve onun şahsına uygun olarak hükmedilen korkutucu bir yaptırım olarak tanımlanabilir.

TCK.nun 45.maddesinde cezalar; hürriyeti bağlayıcı cezalar ve adli para cezaları olarak ikiye ayrılmıştır.

            1-Hürriyeti Bağlayıcı Cezalar:

Hürriyeti bağlayıcı cezalar, kanunda şu şekilde tasnife tabi tutulmuştur.

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

b) Müebbet hapis cezası

c) Süreli hapis cezası

a) Ağırlaştırmış müebbet hapis cezası; hükümlünün hayatı boyunca devam eder ve sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir. Bu cezaya hükümlü olanlar, hiçbir şekilde ceza infaz kurumunun dışında çalıştırılmamakta ve kendilerine izin verilmemekte, kurum iç yönetmeliğinde belirtilenlerin dışında herhangi bir spor faaliyetine katılamamakta ayrıca hiçbir şekilde cezanın infazına ara verilmemektedir.

b)Müebbet hapis cezası; hükümlünün hayatı boyunca devam eder. Bu cezada sıkı güvenlik rejimi uygulanmamaktadır.

c)Süreli hapis cezası; kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz. Hükmedilen bir yıl ve daha az hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır. Kısa süreli hapis cezaları, belli kriterler esas alınarak TCK.nun 50.maddesinde sayılan alternatif yaptırımlara çevrilebilmektedir.

Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;

a)      Adlî para cezasına,

b)      Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,

c)      En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,

d)      Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,

e)      Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,

f)        Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,

Çevrilebilir.

Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.

Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.

Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.

Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.

Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz. Yani asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir değil, tamamen ya da kısmen infazına karar verilen hürriyeti bağlayıcı cezadır.

Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir.

2.Adli Para Cezası:

            Adli para cezası, beş günden az, kanunda aksi belirtilmeyen hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın, hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.

Hâkim, ekonomik ve şahsî hâllerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunda Adli Para Cezası şu şekilde düzenlenmiştir:

      MADDE 106.-

(1) Adlî para cezası, Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen usule göre tayin olunacak bir miktar paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

(2) Adlî para cezasını içeren  ilâm Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye 20 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir ödeme emri tebliğ eder.

(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir.

(4) Çocuklar hakkında hükmedilen; adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezalar hapse çevrilemez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.

(5) Adlî para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilâmında yazılı olmasa bile üçüncü fıkra hükmü Cumhuriyet Başsavcılığınca uygulanır.

(6) Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir. İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, verilen ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır.

(7) Adlî para cezası yerine çektirilen hapis süresi  üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adlî para cezalarına mahkûmiyet hâlinde bu süre beş yılı geçemez.

(8) Hükümlü, hapis yattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır.

(9) Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi saklı kalmak üzere, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanamaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlî para cezasıdır.

(10) Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre kısa süreli hapis cezasından çevrilen adlî para cezalarının infazında, aynı maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri saklıdır.

(11) İnfaz edilen hapsin süresi, adlî para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adlî para cezasının tahsili için ilâm, Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adlî para cezası tahsil edilir.

             Tutuklu:

Hakkında tutulama kararı verilen kişiye tutuklu denir. Peki tutuklama nedir?

Tutuklama, Anayasada ve kanunda belirtilen koşullardan birinin varlığı halinde, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan bir kişinin, hükümden önce, ihtiyari ve geçici bir tedbir olarak, yargılamanın güvenli yürümesine hizmet amacıyla bir tutukevine konulmak üzere hakimin kararıyla hürriyetinden mahrum edilmesidir. Kısa bir ifadeyle, suç işlediğine dair hakkında kuvvetli delil bulunan sanığın özgürlüğünün hakim kararıyla sınırlanmasıdır.

Tutuklama, ceza değil bir tedbirdir.

      Tutuklama nedenleri

Ceza Muhakemesi Kanununda tutuklama nedenleri şu şekilde sayılmıştır.

      MADDE 100.

(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

3. İşkence (madde 94, 95)

4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

7. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

8. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

9. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.

d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

            Hükümlü:

Yapılan soruşturma ve yargılama sonunda hakimin uyuşmazlık konusunu esastan halleden ve yargılamayı sona erdiren kararına hüküm, böyle bir mahkumiyet hükmü alan kimseye de hükümlü denir. Kısaca hakkında kesinleşmiş ceza mahkumiyeti bulunan kimsedir.

            Hükümözlü (Hükmen Tutuklu)

Yapılan soruşturma ve yargılama neticesi hakkında mahkumiyet kararı verilen, ancak kararla ilgili temyiz süresi dolmayan veya kararı temyiz edilmekle birlikte onaylanmayan tutuklulara hükümözlü ya da hükmen tutuklu denir.

Sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararları kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceği için hükmen tutuklular hükümlü statüsünde sayılmazlar. Bunun doğal sonucu olarak koşullu salıverme hükümlerinden yararlanamazlar. Hükümlülerle aynı yerde barındırılmamaktadırlar.

            Tehlikeli Hükümlü

Tehlikeli hükümlülerin tanımı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R(82)17 sayılı Tavsiye Kararında yapılmıştır. Buna göre; “İşlediği suçun nitelik ve icra şekli göz önüne alındığında; toplum için ciddi bir tehlike oluşturan ve cezaevi güvenlik ve nizamını ihlal edebileceği yönünde kuvvetli delil bulunan hükümlüdür.”

Tehlikelilik kavramı, kişiye, işlenen suça, içinde yaşanılan toplumun yaşam kriterlerine göre değişiklik gösterebilecektir. Ancak uygulamada, cezaevindeki yaşama uyum göstermeyenler, firar etme riski bulunanlar, personele ve hükümlülere karşı saldırganlık gösterenler, psikopatlar, intihar etme eğilimi olanlar genellikle tehlikeli suçlu özellikleri taşıyan insanlardır.

Yüksek ölçüde kaçma tehlikesi ortaya koyan veya cebir kullanacağından korkulan veya intihar etme riski gösteren bir kişi “Tehlikeli” suçlu olarak tanımlanmaktadır.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 9.Maddesinin 3. Fıkrasına göre “Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli halde bulunanlar” yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumuna gönderilirler.

            V-İLAMIN İNCELENMESİ VE İNFAZ İŞLEMLERİ

             İnfaz, sözlükteki anlamıyla yerine getirme demektir. Hukuk terminolojisinde infaz, mahkeme kararının yerine getirilmesini ifade etmektedir. İnfaz edilecek mahkeme kararına ilam denmektedir.

            İlamın incelenmesinde dikkat edilecek konular

 1)      İlamın kesinleşme şerhinin bulunup bulunmadığı, hangi hükümlü için ve hangi cezanın infazı için ilamın Cumhuriyet başsavcılığına verildiği kaydı kontrol edilmelidir.Kesinleşmemiş ilamlar infaz edilmemelidir. Mahkeme ilamında bir sanık için birden fazla cezaya veya birden fazla hükümlü için ayrı ayrı cezalara hükmedilmiş olabilir. Bu nedenle kararın kesinleşme şerhinde hükmün kesinleştiği tarih ile hangi sanık için hangi cezanın infaza verildiği açık bir şekilde yazılmış olmalıdır.

2)      TCK. 51. Maddesi gereğince cezanın ertelenip ertelenmediği kontrol edilmelidir.

3)      TCK. 50. maddesinde geçen 30 gün ve daha az hapis cezası ile daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı ceza ya da tedbirlerden birine çevrilip çevrilmediği incelenmelidir.

4)      Hükümde TCK.nun 66 ve 73. maddeleri gereğince dava zamanaşımı ve şikayetten vazgeçme şeklinde bir kayıt bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. İlamda bu maddeler uygulanmış ise evrak ilamat defterine kaydedilmemelidir.

5)      Hükümlünün ilamda yazılı suçtan tutuklu kalıp kalmadığı ve bu suçtan tutuklu kalmış ise tutuklulukta geçirdiği sürenin şartla tahliye süresini karşılayıp karşılamadığı kontrol edilmelidir. Eğer karşılıyor ise mahkemesinden şartla tahliye kararı alınmalı ve ilamat defterindeki kayıt kapatılarak mahkemesine gönderilmelidir.

6)      İlamın ceza zamanaşımına uğrayıp uğramadığı kontrol edilmelidir.

7)      Hükümde hata olup olmadığı kontrol edilmelidir. Örneğin adli para cezası ya da hürriyeti bağlayıcı cezanın yanlış hesaplanması durumunda evrakın ilamat defterine kaydı yapılmamalı ve kanun yoluna başvurulmalıdır.

8)      Fiilin suç olmaktan çıkartılıp çıkartılmadığı, affa uğrayıp uğramadığı incelenmelidir.

            HAPİS CEZALARININ İNFAZI

       Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler

Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

a-      Hükümlüler  ceza  infaz  kurumlarında  güvenli  bir  biçimde  ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde  tutulurlar.

b-     Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının  korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.

c-      Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün  kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

d-     İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir  ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.

e-      Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.

f-        Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.

g-      Hükümlünün infazın amacına uygun olarak kanun, tüzük ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyması zorunludur.

h-      Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun olarak hükmederler. Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği mercilere yapılır.

      İyileştirmede başarı ölçütü

(1) Hapis cezalarının infazında hükümlülerin iyileştirilmeleri amacını güden programların başarısı, elde ettikleri yeni tutum ve becerilerle orantılı olarak ölçülür. Bunun için iyileştirme çabalarına yönelik olarak hükümlünün istekli bulunması teşvik edilir.

(2) Hapis cezasının, kendisinde var olan zararlı etki yapıcı niteliğini mümkün olduğu ölçüde azaltacak biçimde düzenlenecek programlar, usûller, araçlar ve zihniyet doğrultusunda yerine getirilmesi esasına uyulur. İyileştirme araçları hükümlünün sağlığını ve kişiliğine olan saygısını korumasını sağlayacak usûl ve esaslara göre uygulanır.

            Hapis Cezalarının İnfazı  işlemleri

             Kararı veren mahkeme, hükmün kesinleşmesini müteakip bir hafta içinde aynı yerde bulunan Cumhuriyet Başsavcılığına kararı göndermelidir.

            Kararı veren mahkemenin yanında bulunan Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde oturan hükümlüye ait ilamın infazı İşlemi:

 1-      Hükümlü ilamdaki suç nedeniyle tutuklu ya da başka bir suç nedeniyle aynı yerde hükümlü değilse:

Hükümlü hakkında kaçacağı ya da kaçacağına dair şüphenin bulunmaması ve üç yıldan az hapis cezasının bulunması halinde; hükümlünün mahkeme kararında belirtilen adresine çağrı kağıdı gönderilmelidir. Çağrı kağıdı üzerine gelen ve CGTİHK nun 17. maddesi uyarınca erteleme talebinde bulunmayan hükümlü hakkında müddetname tanzim edilerek cezaevine gönderilmelidir.

Şu hallerde de hükümlü hakkında yakalama müzekkeresi çıkartılmalıdır:

a)      Cezanın 3 yıldan fazla hapis olması. Burada dikkat edilmesi gereken konu, mahkeme hükmünde mahsubu öngörülen tutululukta ve nezarette geçen sürelerin ilam geldiğinde hesaplanarak bakiye ceza üzerinden ödeme emri, çağrı kağıdı veya yakalama müzekkeresi çıkartılması gerektiğidir.

b)      Hükümlünün kaçması ya da kaçacağı yolunda şüpheler bulunması,

c)      Usulüne uygun çağrı kağıdına rağmen 10 gün içinde Cumhuriyet başsavcılığına başvurmamış olması,

d)      Cezasının infazı ertelenmiş olup da erteleme süresi sonunda hükümlünün Cumhuriyet başsavcılığına başvurmamış olması.

Yakalama müzekkeresi doğrultusunda yakalanan hükümlüyle ilgili müddetname düzenlenerek cezaevine gönderilir.

 2-      Hükümlü, infaz edilecek ilam nedeniyle cezaevinde tutuklu olarak bulunuyorsa; müddetname düzenlenerek ilam evrakı cezaevine gönderilmelidir. Cezaevinde müddetnamenin bir sureti hükümlüye tebliğ edilmelidir. Bu durumda kişi tutuklu statüsünden çıkmış hükümlü statüsüne geçmiştir. Bu nedenle kişinin tutuklu defterinde bulunan kaydı kapatılmalı, hükümlü defterine kaydı yapılmalıdır.

 

 3-      Hükümlü, başka bir suçtan dolayı cezaevinde hükümlü olarak bulunuyorsa; görevli mahkemesinden alınacak toplama kararıyla cezalar toplanıp yeniden müddetname düzenlenerek buna göre infaz işlemi yapılmalıdır. Bu hususta hüküm vermek yetkisi en fazla cezaya hükmetmiş olan mahkemeye, bu durumda birden çok mahkeme yetkili ise en son hükmü vermiş olan mahkemeye; hükümlerden biri doğrudan doğruya bölge adliye mahkemesi tarafından verilmiş ise bölge adliye mahkemesine, Yargıtay tarafından verilmiş ise Yargıtay’a aittir. Toplanan bütün cezalara ait ilamlar, müddetnamenin altına not olarak yazılmalıdır.

 

 4-      Hükümlünün, başka bir suçtan dolayı cezaevinde tutuklu bulunması halinde izlenecek yöntem:

Kural olarak ilamların infazı, tutuklama kararlarının infazından önce gelir. Bu durumda ilamın infazına başlanıp tutukluluk hali durdurulur. İleride yanlışlıklara sebebiyet verilmemesi için Cezaevi müdürlüğünce ilgili mahkemeye durum bildirilmelidir.

Yukarıdaki olasılıklardan birine göre cezaevine alınan hükümlü için Cumhuriyet Savcısınca cezaevi müdürlüğüne aşağıdaki yazı yazılır:

1-     Müddetnameye göre cezanın infazı

2-     Yiyecek bordrosu yapılarak hükümlüye tebliği: (Altı aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenler için altı ayda bir,altı aydan az hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenler için salıverilecekleri tarihten bir hafta önce düzenlenmeli)

3-     Hükümlünün askerlikle ilişkisi var ise tahliyesinde serbest bırakılmayarak askerlik şubesi başkanlığına teslim edilmek üzere jandarma komutanlığına teslimi,

4-     Bir yıl ya da daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilen reşit hükümlüler için vasi atanması yolunda yazı yazılması istenir. Vasi atamada yetkili merci hükümlünün cezaevine alınmadan önceki en son ikametgahı sulh hukuk mahkemesidir. Vasi atanması için Cezaevi müdürlüğü, iki ay içinde bu yer mahkemesine Cumhuriyet savcılığı aracılığı ile yazı yazmalı ve yetkili sulh hukuk mahkemesince resen araştırma yapılarak vasi atanmalıdır.

            Hükümlünün kararı veren mahkemenin yanında bulunan Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresi dışında oturması halinde hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı İşlemi:

             İlam oturulan yerin yargı çevresinde bulunan C.Savcılığına postayla ve mutlaka iadeli taahhütlü mektup ile gönderilmelidir. İnfaz işlemleri bu Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür.

İlamı alan Cumhuriyet Savcılığı, yukarıda açıklandığı gibi ilam üzerinde gerekli incelemeleri yaptıktan sonra ilamı, ilamat defterine kaydetmeli ve ilamat numarasını ilamı gönderen Cumhuriyet başsavcılığına bildirmelidir. Ayrıca ilamın akıbeti hakkında düzenli aralıklarla ilamı gönderen Cumhuriyet başsavcılığına bilgi vermelidir.  

            Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi:

             Tekerrür: Daha önce işlenen suça ilişkin mahkumiyet kararının kesinleşmesinden sonra tekerrüre esas yeni bir suç işlenmesidir.

Sonradan işlenen bir suç nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için bu suçun; önceden işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl içinde işlenmesi; önceden işlenen bir suçla ilgili beş yıl ya da daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkumiyet halinde ise bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl içinde sonraki suçun işlenmesi gerekir.

Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanunun 108. maddesinde mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri şu şekilde düzenlenmiştir.

Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,

b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,

c) Süreli hapis cezasının dörtte üçünün,

İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir.

Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.

İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.

Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.

Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.

Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.

Görüldüğü üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunundan farklı olarak  5237 sayılı Türk Ceza Kanununda verilen cezaların tekerrür nedeniyle artırılması düzenlenmemiş ve bu husus infaz aşamasından dikkate alınarak ayrı bir koşullu salıverme hâli düzenlenmiştir.

Koşullu Salıverme:

      Koşullu salıverme, hakkında hükmedilen hapis cezasının bir kısmını cezaevinde iyi halli olarak geçiren hükümlünün, yasada ön görülen diğer koşulların da varlığı halinde bihakkın tahliye tarihinden önce salıverilmesidir.

Hükümlünün koşullu salıverilmeden faydalanabilmesi için,  ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyması, haklarını iyi niyetle kullanması, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekmektedir. (md. 89).

İnfaz Koruma Memurluğu Türkiye Haritası

okuyucu yorumlarıOKUYUCU YORUMLARI

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.